Bizdeki musiki nazariyatı kitaplarında genellikle Batı müziği için tek bir ses sistemi (12 eşit tamperamanlı sistem) var olduğu kabul edilip yazılır; dolayısıyle bu görüş musiki çevrelerinde çok yaygındır. Oysa, çok öteden beri, keman gibi perdesiz yaylı çalgıların özellikle piyano vb. klavyeli bir enstrümana eşlik etmezken Pisagor dizisini[1], üflemeli çalgıların ise Batlamyus-Zarlino dizisi de denilen doğal diziyi[2] kullandığına ilişkin kesin gözlem ve deneyler vardır. Aynı kaynaklar insan sesinin tercih ettiği dizi için farklı şeyler söylemekte, fakat bunun tampere sistem olmadığında birleşmektedirler. Daha yakın zamanlarda ise, teknolojinin ve elektronik müzik aletlerinin gelişmesiyle, Batıda, insan kulağının ayırdedebileceği her frekanstaki sesi kullanma eğilimleri ortaya çıkmıştır (Şekil 1). Bu yazıda, 12’li tampere dizinin seslerini yetersiz ve yapay bularak gerçek sesleri arayan iki müzik adamının -Amerikalı Harry Partch ile Fransız Alain Daniélou’nun- sistemlerinden sözetmek ve bizim ses sistemlerimizle karşılaştırmak istiyoruz. Harry Partch (1901 – 1974) ses sisteminde, eşit olmayan 43 aralık ve ilk sesin sekizlisiyle birlikte 44 perde vardır. Aralıklar pestten tize çıkışta ve tizden peste inişte simetriktir. Partch, başlangıç perdesi olarak 392 frekanslı Sol’ü almıştır (Dolayısıyle, bizim sistemimize göre notaya alınmış bir eserin, eskiden Sipürde ya da Ahterî denilen, şimdi ise "1 Sesten" diye ifade edilen âhenkten/akorttan icra edilmiş şekli ile aynı frekans bölgesine tekabül eder.) Partch Sol’ü gerçekte yalnızca bir referans noktası olarak almış, hatta perde adları yerine 1/1, 5/4, 3/2 gibi frekans oranlarını kullanmış, aralıklar için ise "Asal Birim", "Majör Üçlü", "Mükemmel Beşli" vb. terimleri tercih etmiştir. Tablo 1’de, tizden peste doğru Partch’ın perde adları, aralıkların oran ve Cent olarak değerleri gösterilmiştir. (Partch bazı perdelere isim vermemiştir. Tabloda parantez içinde yazanlar, bu perdelere bazı müzisyenlerin verdiği, o da yoksa tarafımızdan verilmiş isimlerdir.) Hesaplanabileceği gibi, Partch’ın sisteminde ardışık sesler arasında 10 farklı aralık vardır (Tablo 2): Aralıkların bu kadar çeşitli oluşu transpozisyon (göçürme) olanaklarını azaltır. Fakat, dikkat edileceği gibi, bunların tümü süperpartiküler denilen türden aralıklardır. Yani, n bir doğal sayı olmak üzere, (n+1) / n şeklindeki (küçük) tamsayılarla ifade edilebilirler ve bu, özellikle çoksesli müzikte büyük bir avantajdır. Bizimki gibi teksesli müzikler için de, hem perde sayısının çok hem de aralıkları oluşturan oranların küçük sayılardan ibaret oluşu ayrı bir önem taşır. Bu aralıklardan ikisi (55/54 ile 45/44), Partch’ın diğer aralıklarının toplamı şeklinde ifade edilebilmektedir: 55 / 54 = 100 / 99 x 121 / 120 45 / 44 = 81 / 80 x 100 / 99. Partch’ın sisteminde nerdeyse yarım koma değerinde aralıkların bulunuşu, bizimki gibi, ezgi(melodi)nin ağırlık taşıdığı Doğu müziklerinde bu sistemin perdelerinin denenebileceğini düşündürmektedir. Alain Daniélou (1907 - 1994) ise yıllarca Hindistan’da yaşamış ve Hint müziği üzerine araştırmalar yapmış bir Fransız müzisyendir. Kurduğu ses sisteminde gerçekte 53 perde var ise de, o, bunlardan 36’sının yeterli olduğunu söylemiş ve ürettirdiği orgda 1 oktava bu sayıda tuş koydurmuştur (Tablo 3 ve Şekil 3). Görüldüğü gibi Daniélou normal diyez ve bemol işaretlerine ek olarak + ve - simgelerini de kullanmakta, böylelikle 4 diyez + 4 bemol olmak üzere toplam 8 arıza işareti kullanmış olmaktadır. Daniélou’da 6 çeşit aralık vardır (Cent olarak 19.55, 21.51, 49.17, 51.12, 68.72, 70.67; koma olarak 0.86, 0.95, 2.17, 2.26, 3.04, 3.12). Fakat bunlar Partch’ınkiler gibi süper-partiküler değildir. Ayrıca aralıklar çıkışta ve inişte asimetriktir. Bu müzisyenlerin her ikisi de, kurdukları ses sistemini soyut bir teori olarak bırakmamış, bu sesleri üretebilen müzik aletleri de yapmış ya da yaptırmışlardır. Özellikle Partch çok sayıda müzikal enstrüman üretmiştir (Şekil 2 ve 3). Bizde açıkça telaffuz edilmemekle birlikte zımnen onaylanan, bir oktavın 53 eşit parçaya bölünmesi (Mercator - Holder koması) ile elde edilmiş yapay sistem ile, Arel-Ezgi-Uzdilek’in 24 eşit-olmayan aralıklı sistemi, Töre-Karadeniz’in eşit-olmayan 41 aralıklı sistemi ve yukardaki sistemleri ortak grafiklerde toplamak ilginç olacaktır. Hem en ilginci olması nedeniyle hem de yerden tasarruf etmek için, yalnızca 53 eşit tamperemanlı sistem ile Harry Partch’ın sisteminin karşılaştırma grafiği konulmuştur (Şekil 4). Bu grafikte aralıklar logaritmik ölçekte çizilmiştir. Solda 53’lü tampere sistemin, sağda öteki sistemin perdeleri yer almaktadır. Ortadaki küçük yuvarlaklar 12’li tampere sistem seslerinin yerini göstermektedir. Partch ses sistemine ilişkin bilgiler en sağda (Oran : Koma : Cent) formatında yazılmıştır. Uşşak/Hüzzam/Sabâ vb. cinslerinin kullanıldığı eserlerin icrası için Arel-Ezgi-Uzdilek’in 24’lü sisteminin seslerinin yetersiz kaldığı, bu sistemi savunanlar dahil herkesçe kabul ve ifade edilen bir gerçektir. Bu olgudan hareketle, Türk müziği eserlerinin icrasında Partch’ın perdeleri kullanılırsa ortaya nasıl bir sonuç çıkacağını görebilmek için teorik - pratik bir çalışma yaptık: Musiki teorisi kitaplarımıza göre yerinde Uşşak cinsi (dörtlüsü) şu perdelerden oluşmaktadır: Lâ – Sib1 – Do – Re Fakat, pratikte özellikle karar (Lâ) perdesine inen ezgilerde Si perdesinin 1 değil, 2 - 3 koma kadar pest basılacağı söylenir. Yani, aralıkların koma cinsinden yaklaşık olarak şöyle olması gerekir: Çıkışta: 7 - 6 - 9 İnişte: 6 - 7 - 9. Do - Re aralığı 9/8 oranı ile gösterilen 9 komalık Tanini’den oluşur. Fakat, 6 ve 7 komalık aralıklar için Arel-Ezgi-Uzdilek sisteminde tanımlanmış perdeler yoktur. (Daha doğrusu, Dr. Suphi Ezgi bundan tâ 67 yıl önce basılmış kitabında Uşşak cinsi aralıklarının 11/10, 320/297 ve 9/8’den oluştuğunu, fakat genel dizinin düzenini bozmamak ve nota yazım kolaylığı için, bunlar yerine yaklaşık değerleri olan Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tanini aralıklarının alınacağını söylemektedir. Burada şu iki husus dikkati çekiyor: 1. Zaman ilerledikçe her şey gibi Türk müziği teorisinin de yeni kişiler tarafından geliştirilmesi, daha ileri götürülmesi gerekirken, bunun tersine tanık oluyoruz. Yukardaki oranlara göre bu aralıkların 165 - 129 - 204 Cent ya da 7.3 - 5.7 - 9 komadan oluştuğu hesaplanabilir. Fakat günümüzdeki kitaplarda bu netliğe rastlamak mümkün değildir. 2. Ezgi’nin yukardaki açıklamasından, farklı gösterilseler de, icrada bizzat bu aralıkların kullanılması gerektiği anlamını çıkarmak herhalde yanlış olmaz. Peki, hem teoride hem pratikte doğru aralıkların kullanılmamasının nedeni nedir? Ezgi’nin yukardaki açıklamasına ek olarak, aralık sayısını 24 ile sınırlama isteği bunda etkili olsa gerektir. Çünkü Hicaz, Saba vb. makamlarda kullanılan 16/15, 14/13, 12/11, 7/6 vb. aralıklar da işin içine katılırsa sistem çok karmaşıklaşmaktadır.) Konuya kuşbakışı gözatınca şu çıkıyor: Teoriyi ve nota yazısını sade tutmak için bazı ince ayrıntılardan vazgeçilince, asıl önemli konu olan icra da bundan olumsuz anlamda etkilenmiştir. Tersi yapılsa, teorinin karmaşıklığı yüzünden muhtemelen onun sonucu da pek iyi olmayacaktı. Oysa, daha iyi düşünülmüş bir teorik sistem sayesinde, hem sadelik olabildiğince korunabilir, hem de icra konusu çözümlenebilir. Bir örnek olarak, Uşşak cinsindeki aralıkları Partch sisteminde araştıralım: Tablo 1’de görüldüğü gibi, Partch sisteminde ‘Majör Tam İkili’ (Lâ: 9/8) ile ‘Dörtlü’ (Do: 4/3) arasında 9 tane perde vardır. Bunlardan, Si ve bemolleri diye adlandırabileceğimiz 14/11, 5/4, 11/9, 6/5 ve 32/27 frekanslı 5 adet perdeyi ele alarak, oluşan aralıkları oran, Cent ve koma cinsinden yazalım (Tablo 4). Görüldüğü gibi, 3. sırada yer alan ve Lâ - Do aralığını 88/81 ve 12/11 alt-aralıklarına bölen 11/9 frekanslı perde, tanıma en uygun seçenek gibidir. Zaten 12/11 aralığı Rauf Yekta’da geçmektedir (Yekta, sayfa 64, 66 vb.). Yalçın Tura ise, durağa göre frekansı 12/11 olan perdenin, Segâh perdesinin en yaygın kullanılan şekli olduğunu Safîü’d-dîn ve Abdü’lkadir’den nakletmektedir (Tura, sayfa 193, 202 vb.). 5. sıradaki 32/27 frekanslı son perde ise bu aralığı tıpkı Arel-Ezgi sistemindeki gibi bir Bakıyye ve bir Taninîye bölmektedir. 4. sıradaki 6/5 perdesinin oluşturduğu 16/15 ve 10/9 aralıkları ise, bizde bugün Küçük/Büyük Mücennep denilen aralıkların yaklaşık değerleridir. Öteden beri tartışılagelen bu konularla ilgili bu küçük incelememizin soyut düzeyde kalmaması için bir uygulama yaptık. Bazı eserlerimizi, bilgisayar ile, burada sözü geçen/geçmeyen 8 farklı ses sisteminde enstrümantal olarak icra ettirdik. Sonuçta, özellikle duyarlı kulakların ayırdedebildiği çeşitlilikte ezgiler ortaya çıkmıştır. Bunlardan hangisinin pratikte kullanılmakta olan sistemle uyumlu olduğu (ya da, hiçbirinin uyumlu olmadığı) yine aynı kişilerce saptanabilir. Bir enstrümanla elle icra etmek suretiyle bu farkların ortaya çıkması çok külfetli, belki de imkânsızdır. Bilgisayarın sunduğu bu olanağın sonucunu işitmek isteyenler şu İnternet sitesine erişebilirler: http://www.musiki.org/index.htm Bu sitede yer alan eserler genellikle Partch sistemi sesleriyle icra ettirilmiştir. 24 makamı ihtiva eden, Dede Efendi’ye atfedilen Rast Kâr-ı Nâtık’ın ise 8 farklı ses sisteminde icrası vardır. Bu eserin notası bilgisayara girilirken, 24 sesli Arel-Ezgi-Uzdilek sistemine göre notaya alınmış şeklinden yararlanılmıştır. Bu sistemdeki perdelerin, örneğin Partch sisteminin hangi perdelerine karşılık kullanıldığını görmek için Şekil 4’teki "^" ve "v" işaretlerine bakılabilir. Bu eserin bizzat 41 sesli Töre-Karadeniz sistemi için notaya alınmış şekli de yine MIDI formatında aynı İnternet sitesinde sergilenmektedir. Nihaî kararı elbet halk (dinleyiciler) ve müzik otoriteleri verecektir. Fakat bizim kişisel görüşümüz şudur: Müziğimize gerçek tadını veren ve pratikte zaten kullanılmakta olan küçük aralıklara hakettikleri önem verilecekse, "Filanca perde 2-3 koma pest basılır" kabilinden, net olmayan/bilimdışı ‘bilgilendirme’lerden vazgeçilip, nazarî bilgiler gözden geçirilerek teori - pratik uyumu sağlanmalıdır. Yok "Çok inceye girilmemesi" tercih ediliyorsa, o zaman konservatuvarlarda - derneklerde ses sistemine ilişkin teorik dersler okutulmasının, bu konuda kitaplar yazılmasının hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü, dinleyenlerin çoğunun şu görüşe katılacağı kesindir ki, o kaba bakış açısıyla, Rast Kâr-ı Nâtık gibi çok sayıda makamdan oluşan bir eserin bile 12 eşit tamperamanlı ya da 24 eşit-olmayan aralıklı seslerle icraında büyük bir fark yoktur. M. Kemal Karaosmanoğlu Musiki Mecmuası, sayı 470, Kış 2000 |